magazin
01.08.2014

Hazır Mesajlar

Desteklediklerimiz
Harbiden.gen.tr alanında geniş bilgiye sahip diş doktoru sitesi ve günümüz şartlarına göre uyarlanmış olan rüya tabirleri sitesini desteklemektedir.

Taha Akyol

1946 yılında Yozgat?ta doğdu.Fatma ve Mustafa Akyolıun oğlu.Yozgat Lisese ve ?Ü Hukuk Fakültesi?ni bitirdi.1977 yılında Hergün gezetesinde yazar olarak mesle?e ba?ladı.MHP yönetiminde bulundu.12 Eylül 1980?den sonra yargılandı ve beraat etti.Yankı dergisinde Tercüman, Meydan ve Milliyet gazetelerinde çalıştı.Evli ve iki çocuk babası.Halen CNN Türk Genel Müdürü.

ESERLERİ
Politika?da şiddet, Tarihten Gelece?e, Sovyet Yayılma Stratejisi, Azerbaycan, Sovyetler ve Ötesi,Haricilk ve ?ia.

GÜNDEM

Sokak ve siyaset
Taha Akyol
Milliyet 12 Nisan 2001

SOKAKLARDAK? öfkenin sebebi belli: Ekmek kavgas?... Demek ki, "birinci tehlike ekmeğin küçülmesi" imi?!
Türkiye"yi içeride huzurlu ve bar???k tutacak birinci faktör de "ekme?i büyütmek"tir.
Halbuki Türkiye yıllardan beri siyasi kavgalar yaparak, bütçeden kişilere ve kitlelere ulufeler dağıtarak, irtica paranoyasıyla yatıp kalkarak ekonomiyi göz ardı etti, ülkeyi yönetebilir bir siyasi yapının oluşturulmasını bir türlü gündemine alamadı.
Bir yarg? organı ba?kanının, özelleştirmeye kar??, "Atatürk ülkeyi satıp savarak kurtarmadı!" diye konuşması, kafa karışıklı??nın vecizesi idi adeta!
Siyasi sistem de, ekonomik sistem de karışık bir halde uzun süre devam edebilir miydi? Ve işte ekonomi çöktü, siyaset peri?an!
* * *
HÜKÜMET?N istifasını haykıran kitleler, ma?duriyetlerinden dolayı "haklı"dır, ama rasyonel açıdan "isabetli" değildir.
TOBB"un toplantısında "Parti ve Seçim yasalarının değiştirilmesi" de istendi. Bu da haklı... Ama yeterli mi?
"Lider sultası kılıksın!" doğru... Ama, "tercih" sistemi ya da "dar bölge" sistemi ile her milletvekili başına buyruk hale gelirse, Meclis"te yasa çıkarmak için gereken çoğunlu?u nasıl bulaca??z?! Bugün "liderler Meclis"te otursun, yasaları çıkartsın" demiyor muyuz?!
Hem bize çok benzeyen Fransa"da da bu "özgür milletvekili" sistemi denenmi?, çok kötü sonuçlar verdiği için vazgeçilmi?ti.
Kavgalı 6 tane parti yerine, milletvekili öbeklerinden oluşan "anar?ik" ve çalışamayan bir Meclis ortaya çıkm??tı.
Ekonomide Kemal Dervi?"e programını uygulaması için avans verilmelidir. Ondan sonra, siyasi reform için, disiplinli büyük partiler çıkarmanın yolunu bulmalıyız.
* * *
TEK başına iktidara gelebilecek büyük bir karizmatik lider çıkmayacaksa, bugünkü hangi lider gitse onun yerine gelecek olanı da "sistem" kendine benzetir! Dü?ünün, sa?da solda kaç "yeni" lider geldi, geçti?
Sa?? ve solu toparlayacak bir sistemi kurmak zorundayız. Çünkü temel siyasi sorunumuz, 1925"ten, hele de 1960"tan beri partileri kapattı??mız için, siyasetimizin parçalanm??, kurumla?amam??, aşiret düzeyinde kalmış olmasıdır.
Fransa"da da böyle idi ve 1958"de iç savaşın e?i?ine gelmi?ti. Herkes görmü?tü ki, "yeni bir sistem" lazım! Bunu biz de görmeliyiz artık!
Fransa"yı kurtaran "Yarı Başkanlık" sistemi ve ona ba?lı "partiler arası ittifak" oldu. Önemli icra yetkileri olan cumhurba?kanını halkın seçmesi için, sa? sa?da, sol solda "ittifak"lar oluşturdu; parçalanm??lık ortadan kalktı. Fransa düzlü?e çıktı!
Başkanlık sistemi de dü?ünülebilir ama çok köklü bir değişiklik anlamına geleceği için zordur.
Ülkemizin iyi yönetilmesini istiyorsak, "yöneten demokrasi" sistemlerinden birine geçmeliyiz... Tabii önce ekonomi...


YORUM
Küreselle?me, İslam, Kemalizm
Taha Akyol
Milliyet 6 Haziran 2001

BİLG? Üniversitesi"nde Thomas Friedman konferansından bir anekdot...
Friedman Mısır"a gittiğinde önde gelen işadamı, gazeteci ve bürokratlarla konuşmu?, küreselle?meyi anlatm??...
Bazıları "anladık" demişler:
- Evet, küreselle?me çok önemli, dışında kalmamalıyız. Ama çok hızlı gidiyor. Bizim gibi ülkelerin yeti?mesi için biraz tavaşlatın!
Friedman diyor ki:
- Ama küreselle?menin bir şoförü yok ki! Küreselle?me bir yerden yönetilmiyor. Ba?ta teknoloji olmak üzere, kendili?inden dinamiklerle gelişiyor...
Bilgisayar?, laboratuvar?, iletişim ve ula??m araçlarını tavaşlatabilir misiniz?!
Mısırlıların sorusu, toplumsal dinamikleri birtakım "odaklar"ın planlayıp yönettiği düşüncesine dayanıyor... ?sterseniz buna "emperyalizm" diyebilirsiniz!
* * *
FR?EDMAN ise, insanların önceden planlamadı??, hatta öngörmedi?i sosyo ekonomik ve özellikle teknolojik faktörleri vurguluyor.
Gerçekten, sanayi devrimini kimse planlamam??t?! Yirmi yıl öncesinde kimse küreselle?meden bahsetmiyordu!
Gerçi Bolıevik devrimi önceden planlanm??, militan bir örgüt zorla topluma egemen olmuştu. Ama teknoloji ve iletişim gibi "kendili?inden" dinamiklere yenik düştü.
Onun için, "toplum mühendisliği" denilen devlet zoruyla toplumu zoraki bir kalıba dökmeyi amaçlayan bütün sa? ve sol Jakoben ideolojiler, bu kendili?inden toplumsal dinamikler karşısında gerilemektedir.
Ekme?imiz artık devlet kapısından ve doğal yağmurdan ziyade kafaya ba?lı hale geliyor. ?leti?im devrimi sayesinde değişik kültürlerin ve özgürlüklerin farkına varıyoruz. Böylece "birey" kendine özgü zevklerin, dini, felsefi, kültürel etnik aidiyetlerin farkına varıyor.
* * *
HALBUK?, eskiden sadece devletlerin verdiği "tek resmi aidiyet" tanınırdı. Farklı ara kademe aidiyetler ve onların dernekleri, vakıfları, cemaatleri yasaktı.
Bir "devlet", bir de "devlete ait vatandaş" vardı. Onun için, "cumhuriyetçilik" vatandaşların "vazifeler"ini vurgulayan bir felsefedir. Demokrasi ise vatandaşların haklarını vurgular... (David Miller, Citizenship and National Idendity, sf. 53 vd.)
işte ?ran"da "İslam Cumhuriyeti"nin tarif ettiği vatandaş tipinden farklı, "küresel" tipler ve talepler ortaya çıkıyor: Vitrinler renkleniyor, pop müziği ve feminizm yayılıyor. Abdülkerim Suru? gibi büyük bir liberal İslamcı düşünür "İslam"da hep vazifeler vurgulandı, artık haklar vurgulanmalı" diye yeni bir açılım getiriyor. (R. Wright, The Last Great Revolution, sf. 32 vd.)
Çok daha geli?mi? bir ülke olan Kemalist Türkiye"de ise, sosyolojik anlamda ara kademe aidiyetleri olan Kürt, Alevi ve İslam kimliklerini eskisi gibi yok sayamıyoruz ama ne yapacağımızı da bir türlü formüle edemiyoruz!
Dev bir soru: Milli devletin gereği olan "vazifeler"le küreselle?me ça??nın getirdiği "haklar"? nasıl yeni bir sentezle mecz edeceğiz?
Bu dev soruna bir formül bulmadan milli gelirimizi 30 bin dolara çıkarmak gibi "teknik" bir i?imiz bile çok zordur.

XXXXXXXXXXXX


YORUM YORUM YORUM

Zayıf partiler
Taha Akyol
7 Haziran 2001

STRATEJ? MOR? adlı araştırma şirketinin bulguları önceki gün CNN TÜRK"te Mehmet Ali Birand"ın "Man?et" programında yayımlandı: Partilerimiz sadece ufalanm?? değil, mevcut seçmen tabanları da çok kaygan.
Bir kısım seçmenler yine geçen seçimlerde oy verdikleri partiye oy verecekler, bunlara "sadık seçmen" diyorum. Di?erleri ise oylarını değiştirmeye niyetliler, bunlara da "de?i?ken seçmen" diyorum.
işte tablo:

PART?LERİN OY TABANI (%)
Parti Sadık De?i?ken
DSP 24 76
ANAP 40 60
MHP 40 60
CHP 56 43
DYP 58 42
FP 66 35

* * *
TABLO gösteriyor ki, DSP ve ANAP gibi yeni partiler henüz yeterince kökle?ememi?. Hele de DSP, cam bir vazo gibi, kılıkırsa toparlanması çok zor olur.
DYP ve CHP köklü partilerdir. Derinlere giden ortak hatıraları, duyarlıkları, gelenekleri güçlüdür. Çok yükseklerden düşmüş olsalar da, sadık bir tabana sahipler.
En dayanıklı taban, FP"de... Hem 1970"lere giden bir derinli?e, hem ideolojik dayanıklılı?a sahiptir, iyi örgütlüdür. Bu tür partiler dayanıklıdır ama zor büyürler.
MHP de 1960"lara uzanan bir derinli?e sahiptir, iyi örgütlüdür. FP kadar olmasa da ideolojik dayanıklılı?? vardır. Buna rağmen, tabloya göre, yüzde 60 seçmeni "de?i?ken"dir!
Çünkü, MHP"nin son seçimlerde aldığı yüksek oyların hepsi "ülkücü" (sadık seçmen) değildi. ANAP"tan, DYP"den ve FP"den çeşitli sebeplerle kopmu?, 28 şubat "a da tepki duyan "yeni gelme" seçmenlerdi. Bunların "de?i?ken" olması normaldir.
* * *
TABLO siyasi hastalığımızın tam bir röntgenidir. Köklü, gelenekli kitle partileri darbelerle ufalanm??, kurumsal kültürleri, CHP"lilik ve DP"lilik kültürleri yok edilmi?tir. Siyaset bilimci LaPalombara"nın öngörüsü Türkiye"nin de başına gelmi?, büyük kitleleri toplayan kitle partileri tahrip edilince, küçük yerel etnik ve dini kimlikler politize olmuştur!
işte askeri darbelerin Türkiye"ye "milli birlik" arma?an?!
Yeni kitle partileri kökle?ememi?tir.
Ve i?te, seçmenlerin yüzde 50"si "yüzer gezer"dir.
Böylesine kaygan bir zeminde partilerin kısa vadeli çatışmaları artar, koalisyonlar zorla??r, koalisyonlarda sık sık çatışmalar çıkar. Çünkü partilerin "uzun vadeli" politikalar için güvenecekleri dayanıklı geniş tabanlar kalmamıştır: 10 milyon oy alan büyük bir parti için 50 bin oy önemsizdir, ama birkaç milyon oy alan bir parti için çok önemlidir! Böylece küçük zümre çıkarları ülke siyasetine yön verir, yolsuzluk artar! Ülke yıllarca kötü yönetilir, ekonomi krizlere dü?er!
Büyük kitleler siyasetten so?ur... Ardından yeni arayışlar ba?lar. Ve bir türlü büyük kitlelere dayalı "yöneten demokrasi" sistemlerinden birine geçi? kaçınılmaz olur!


X





Taha Akyol biyografisi sizden önce 947 defa okunmuştur.

Diğer gazeteci biyografileri


  • Zübeyir Yetik
  • Ziyad Ebüzziya
  • Zeynep Alemdar
  • Zeki Saraçoğlu
  • Zekeriya Sertel
  • Yusuf Sancak
  • Yusuf Kürkçüoğlu
  • Yusuf Adıgüzel
  • Yunus Nadi Abalıoğlu
  • Yılmaz Çetiner
  • Yavuz Donat
  • Yaşar Kemal
  • Yaşar Kaya
  • Yaşar Ateşsoy
  • Yasir Gerçik
  • Yasemin Çongar
  • Yasemin Boran
  • Yalçın Toker
  • Yalçın Doğan
  • Yalçın Bayer
  • Yakup Kadri Karaosmanoğlu
  • Vivet Kanetti
  • Veysel Karani Önen
  • Vehip Sinan
  • Vedat Okyar
  • Vahap Munyar
  • Üstün ?nanç
  • Ünal Bolat
  • Ülkü Erakalın
  • Umur Talu
  • Uluç Gürkan
  • Uğur Mumcu
  • Uğur Cebeci
  • Ufuk Güldemir
  • Turhan Feyizoğlu
  • Tuncay Özkan
  • Tufan Türenç
  • Togay Bayatlı
  • Tayfun Talipoğlu
  • Taşkın Çamkıran
  • Tarık Bu?ra
  • Tarhan Erdem
  • Tanıl Bora
  • Tan Oral
  • Tamer Korkmaz
  • Tahir Kutsi Makal
  • Tadeusz Mazowiecki
  • ?inasi
  • Şeref Oğuz
  • Şemsettin Küzeci
  • ?efik Kahramankaptan
  • Şahin Alpay
  • Soner Yalçın
  • Sezai Karakoç
  • Sevim Selahattin
  • Sermet Muhtar Alus
  • Serdar Turgut
  • Sennur Sezer
  • Selim Çoraklı
  • Yeni Diziler

     
    Populer sayfalar:
    En çok okunan biyografiler:
    En çok okunan haberler: